Mençuna: Cennet Cehennem!

Baştan söyleyeyim: Bu yazı hem eşsiz bir doğayı ve insanlarını hem de karşılaştıkları olumsuz olayları anlatmakta. Ben olsam okuyup okumamayı bir düşünürdüm. Bu türde, hem güzellikleri anlatan sonra da olacak kötü şeyleri tarif eden yazıları, hikayeleri okumaktan kendi adıma yoruldum. Negatif şeyler o kadar çok ki okudukça enerjim tükeniyor, dipteki moralim daha da aşağılarda kendine yer bulmaya çalışıyor. Belki de sadece güzel bölümünü okursunuz.

 

Mençuna. Arhavi’nin arkalarında, Kamilet Vadisinde bir mevki. Bir de şelalesi var: Mençuna Şelalesi. Karadeniz’i gezmişimdir çok. En güzel yerler Çamlıhemşin Vadileri olmuştur benim için. Ne zaman gelsem kendimi oralara atarım. Ama bu kez başka bir cennetle tanıştım. Daracık bir vadi Kamilet. Gökyüzünü görmek için başınızı oldukça yukarı kaldırmanız gerekiyor. Cennet diye bir yer varsa, buradan güzel olabilmesi nasıl mümkün olur, kestiremiyorum. Sabah 2 saatlik bir yürüyüş, iliklerime kadar işliyor orman. Detayları anlatmamam. Bundan daha güzel bir şelale görmedim. Bakakalıyorum.

 

IMG_0359Kamilet Vadisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mençuna’da, gümbür gümbür akan derenin hemen yanında bir işletme. Daha ilk saniyede anlıyorsunuz ne kadar özenle yapıldığını. İnsanları güzel bir kere. Necla ile tanışıyoruz. Boyları kendini geçmiş iki oğlu masaları kuruyor, misafirlere hazırlıyor. Necla o kadar içten ki. Hikayesini dinleyince inatçı bir Karadeniz kadınının yapamayacağı bir şey olmadığını anlıyorsunuz. İnat etmiş 5

yılda işletmesini harika bir yere çevirmiş. Her santimi özen. Odalar bir o kadar güzel, çarşaflar kar beyaz. 4000 metreden getirdikleri otları bildiğimiz muhlamaya katıyor ve lezzet bir o kadar artıyor. Kendi balları, reçelleri. Necla’nın gözlerinde gurur. Nasıl gururlanmasın ki, yaptıkları ortada. Mençuna Necla ve ailesi sayesinde daha da tanınmış. Yaz aylarında artık konaklamak için yer bulmak zor.

 

IMG_0357

IMG_0356

 

 

 

Necla’nın babası derenin üzerine ve şelalenin yanına iki ayrı asma köprü yapmış. Ve o kıymetli canını da şelalede vermiş. Belki de Mençuna ile bütünleşmiş. Necla’nın gözleri yaşlı. Daha çok yeni bu hikaye.

İsterseniz Ağrı’nın tepesine

kaçın, isterseniz adı bile olmayan bir köye yerleşin. Bu sistemi istemiyorum, kendimi en uzağa yerleştiriyorum, kimse dokunmasın bana deyin, sistem geliyor ve sizi buluyor. Kaçış yok, kaçılacak yer yok. Tüm Karadeniz’i etkisi altına alan HES fırtınası Kamilet’i de gelmiş bulmuş. Necla’nın emeklerinin ortasına da bir santral yapmaya karar vermiş. O güzelim vadide inşaat başlamış. Bundan sonraki hikaye moral bozucu. Yazmayacağım.

 

Sadece şunu bilelim ki orada, Mençuna’da dünya daha güzel bir yer olsun diye tarifsiz bir emek veren insanlar var. Senin için, benim için, kendileri için, bu güzelliğe hayatlarını feda eden ataları için.

 

Sen, ben ne yapabiliriz? Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Necla gibi gidip dereye yaklaşmak ve avaz avaz bağırmak istiyorum. Sesim derenin sesine karışsın, yok olsun istiyorum.

 

Bahtiyar Kurt, 15 Eylül

IMG_0349

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s