Bir yağmur sonrası ve yaşam!

 

Ankara. Yağmur sonrası. Saat 19.00.

Yağmurun tazeliği eve girsin diye açtığım pencereyi kapatıyorum. Kapatma hareketim içeriye, ta burnumun içine son bir esinti üflüyor. O esintinin taşıdığı yağmur kokusu “gel” diyor bana. “Bırak, daha sonra çalışırsın. Gel dışarı. Bu anın tadını çıkar.”

Hipnotize olmuş gibi üzerime acilen bir mont alıp koşuyorum dışarıya. Meclis parkındayım. Bu mucizevi çağrıyı kaçırmıyorum.

Meclis parkında alacakaranlık. Ağaçlar daha bir güzel o nemli karanlıkta. Nefes alıyorum. Ve her nefesten aldığım tat, nefes verirken engellenemez bir iniltiye dönüşüyor. Gülüyorum kendime. O iniltide ne diye. Ama durdurmuyorum kendimi.

At kestaneleri, ıhlamurlar, henüz kesilmemiş otlar ve topraktaki bakteriler bana inanılmaz bir koku veriyor. O koku burun deliklerimde algılanıyor ve beynimde bir kod ile anlamlanıyor. Beynimdeki nöronlar, onları çalıştıran moleküller ve moleküller arasında çalışan elektro manyetik kuvvet gözümün önüne geliyor bir saniyeliğine. Sonuçta ne oluyorsa olsun ortaya çıkan sonuç yüzümü gülümsetiyor. Beynim pembe çiçekli at kestanesi kokusunu bana zevk vermek için tanımlıyor. Gözümün önünde bir saniye canlanıyor: Atomaltı parçacıklar moleküllere, onların da bazıları canlı yaşama dönüşüyor, beni ve o ağacı canlandırıyor. Bu mucize öyle tarifsiz ki. Ama ben bunun bilincinde olan bir canlı olarak bu gizemi çözdüğüm için gülümsüyorum. Gizemi çözmek o an aldığım tadı aslında değiştirmiyor. Hiçbir canlıdan farklı değilim.

Tam da o anda meclis parkında takım elbisesiyle işten yeni çıkmış bir adam geçiyor. Burnumun her yanını dolduran kokulara bir grup daha ekleniyor. Parfümü çiçeklerden yapılma. Gülümsemeden edemiyorum. Parktaki çiçek kokuları paketlenip bir şişeye sıkıştırılmış kokulara karışıyor. Herhangi bir yargıya varmadan gülümsüyorum. Sadece farkında olarak.

Ve yarım saatlik bu deneyim bana iki şeyi hatırlatıyor:

Yaşam! Cansız maddeler ile aynı malzemeden yapılmış yaşam ne kadar da güzel, ne kadar da tarifsiz. Bir çiçek kokusu ve benim beynim arasında milyonlarca yılda oluşmuş bağlantı ne kadar da eşsiz. Bu gerçeklik gözümün önündeyken nasıl olur da hayatın akışında hiç de yeri olmayan şeylere takılıp dururum. Nasıl da bir insan olarak birçok genel geçer şeyi hayatımın merkezine alır ve kendime yüzlerce, binlerce engel koyarım. Nasıl olur da günlerce, insanların kendini yönetim şekilleri üzerine konuşur, sinir olur ve herkesi kendi doğruma ikna etmeye çalışırım. Nasıl olur da en iyi ihtimalle birkaç on yıla tamamlanacak bu hayatımın değerli dakikalarını boşa harcarım. Şu parktaki yarım saat gibi yaşamak varken.

Ve, doğa ve yaşamın kendisi için harcadığım tüm bu emek, yıllarım; bu güzel bitkilerden birinin, sadece bir gün daha uzun yaşamasına yetecekse bile buna değer. Doğru yoldayım. Sonucu ölçmeme ve numaralandırmama gerek yok. Yolun kendisi her şeye değer.

 

Ankara, 15 Mayıs 2013

 

 

Reklamlar

3 thoughts on “Bir yağmur sonrası ve yaşam!

  1. İş yerimin parkı ancak ne yazık ki iş yoğunluğu nedeniyle içinde bulunduğumuz güzelliklerin keyfini süremiyoruz. Mesaiye başlamadan önce taze ıhlamur kokusunu içime çekip tüm gün idare ediyorum…Mayıs ayı Ankara’da bir başka güzel, ancak yaşam telaşı ve günlük koşturmacadan dolayı bu güzellikleren pek çok insan yoksun kalıyor. Sizi kutlarım… Yaşadığınız kısacık bir anı, çok hoş cümlelerle okuyuculara aktardığınız için teşekküler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s