Bir esir olarak “sevgi”

 

Bir üstat diyor ki:

 

“…aşk (sevgi) taze ve hoş kokulu bir esinti gibidir. Bir yerden yuvana girer ve odanı güzel kokularla doldurur. Bu süre boyunca kapıları ve pencereleri kapatmaya çalışmak esintiyi yaşayamamana neden olur. Bırakın onu, istediğinde pencereden çıksın. Siz bu anın tadını çıkarın. Ve olur da giderse, siz onu yine sevin. Siz kendi sevginize bakın. Önemli olan budur.”

 

Sevgi ya da aşk konusunda konuşmak çok sıradan şeyler oldu biliyorum. Ama ben başka bir açıdan bakmak istiyorum:

 

Sevgi karşılıklı mıdır? Karşındaki seni sevmiyorsa senin ona olan sevgin de azalır mı? Peki ya karşındaki seni senin onun sevdiğinden farklı seviyorsa; yine de sevgin azalır mı?

 

Ben kızımı beni sevdiği için mi seviyorum? Bir gün benden nefret eder ve hatta beni görmek bile istemese onu sevmeyecek miyim? Sevginin doğası karşılıklı olması mıdır?

 

Ben kuşları sevdim, hayvanları sevdim, tarifsizce. Hiçbir karşılık beklemeden. Bundan daha hafif, bundan daha sade bir sevgi var mı? Peki bunu insanlar için de yapamaz mıyım?

 

İnsan, temel ihtiyacı barınmak, karnını doyurmak, üremek ve iyi zaman geçirmek olan bir hayvan. Bu istekler bu kadar basit ve açıkken biz nasıl oluyor da hayvanlardan daha karmaşık bir hayat yaşıyor ve kendimize hayatı zehir edebiliyoruz? Hele de sevgi ve aşk söz konusu olduğunda. Neden sevgiyi esir etmek, tamamen sahibi olmak istiyoruz?

 

Gelişmiş ve “üstün” beyinlerimiz bize iyi gelmiyor. Burası kesin. En azından bana.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s