Maymun ve İnsan

Şöyle bir hikaye vardır. Bir maymunu (muhtemelen bir şempanze) kafese koyarlar. Kafesin ortasında bir muz. Şempanze muzu almak için uzanınca kendisine tazyikli su sıkılır (Bu işi yapan insanların bunu neden yaptığı ayrı bir yazı konusu). Sonra kafese bir maymun daha girer. O da muzu almaya kalkar tabi ki ve iki maymun birden ıslatılır. Üçüncü bir maymun kafese girip muza yaklaşınca suya gerek kalmadan diğer maymunlardan temiz bir dayak yer. Ama kimse ıslanmaz. Sonra gelen her maymun için dayak senaryosu tekrar eder. Zamanla suyun tadına bakmış ilk maymunlar kafesten çıkarılır. Yani kafeste suyun tadına bakmış maymun kalmaz. Ancak kafese yeni maymunlar geldiğinde diğerlerinden dayak yemeye devam eder. Anlayacağınız toplumsal kültürün çarkları döner durur.

Hikayenin ana fikri şu: Hiç suyun tadına bakmamış maymunlar öncülerinden öğrendikleri toplumsal öğretilerin ateşli savunucuları haline gelir. Bunun elbette bir arka planı vardır ve hatta belki de işe yarıyordur da. Peki bir gün tazyikli suyu sıkan insanlar bundan vazgeçerse? O zaman bu maymunlar neyin savunucusu olmuş olacaklar?

Birçok insan toplumu var dünyada. Her birinin kuralları ayrı ayrı. Ve her bir kuralın ardında bu tür hikayeler olduğu şüphesiz. Peki ya şartlar değiştiyse? Örneğin, namus konusunu ele alalım. Ailede bir kız evlilik dışı bir ilişki yaşadı diyelim ki. Bunun zararı ne? Yani burada tazyikli suya denk gelen olgu nedir? Ben artık bir sebep bulamıyorum. Günümüz koşulların geriye sadece kültürün kendisinin kaldığına inanıyorum. Kadınların namusunu ateşli şekilde savunan, bunu kendine görev olarak alan dayakçılar bu işi neden yapıyorlar? Nasıl bir tazyik yiyecekler? Bunu hayatın her alanına gelin uygulayın.

Dürüst bir insan olmak! Adil olmak! Rüşvet yememek! Dostlarının yardımına koşan biri olmak. Bütün bu erdemler neden birer erdem? Bunların insanlara faydası olmasa insanların bu erdemlere ulaşmak istemesinin bir anlamı var mı? Bu erdemler dinlerde ödüllendirilirken (çoğunlukla diğer dünya için kredilendirmek diyelim) birçok insan için hayatın içinde bir ödüle sahip. Bu erdemlere sahip insanlar iş hayatında tercih edilebilir ya da toplum tarafından parmakla gösterildiklerinden dolayı egoları pohpohlanabilir. Yani yine bir ödül mekanizması. Ellerini çırpıp şarkı söyleyince güzel bir yemeği hak eden bir sirk hayvanı gibi.

Var olan durumu sorgulayan bir maymun olsak ve tüm dayakçı maymunları karşımıza alsak ve muzu yemeye gitsek? Belki de hiç su yemeyebiliriz. Yiyebiliriz de. Peki suyu yemek bir sorun değilse ve tüm dayaklar o güzel muz için katlanılacak seviyedeyse?

Gelin ben size bir şey önereyim. Toplumun iliklerine işlemiş bu tür kültürel kural ve ilkeleri bir değerlendirin (burada sadece namus gibi ağır konuları değil, hayatınızın içindeki en basit kuralları kast ediyorum). Hangilerinin ateşli savunucusu olduğunuzu ölçün. Sonra da bunları niye yaptığınızı bir düşünün. Sonra şunu deyin kendinize: Bana ne ya. Manyak mıyım ben? Kendim deneyimlemediğim kuralları neden savunuyorum ben? Bu kuralların neredeyse tamamı benim ve sevdiklerimin hayatlarını kabusa çevirmekten başka bir işe yarıyor mu gerçekten?

Yapabilir misiniz?

İstanbul, 01.02.2013

Reklamlar

2 thoughts on “Maymun ve İnsan

  1. Hemen belirteyim yazını bir solukta okudum. Hepimizin, en azından düşünebilen kesimin, hayatında pek çok kez kafasında elden geçirdiği bir konu.
    “Kültürel edinilmiş davranış örnekleri” temelinde çok somut bir fayda sağlaması için planlanmış olsa da, zaman geçtikçe eninde sonunda bireyin haklarının ihlali seviyesine geliyor.
    Bence temelinde toplumun bir canlı gibi davrandığı, ancak kendi davranışlarını değişen çevreye/kültürel çevreye adapte etmesi sürecinde gecikmesi ile toplum-evrimsel bir sürecin aksaması yatıyor.
    Modern olarak adlandırdığımız, kültürel adaptasyonu çok hızlı olan -veya oldurulan- toplumlarda toplum-birey çelişkisi çok daha az ve bireyler daha özgür oluyor.
    Toplum bireyin önüne çıkmıyor, birey de topluma bir kin beslemiyor. Bu cümleleri elbette karşılaştırmalı bir yaklaşımla kuruyorum. Konuştuğumuz çerçevede geri kalmış ülkeler ve yol katetmiş ülkeler karşılaştırmasında bence durum bu.
    Uzun lafın kısası, gelişmiş ülkeler bize tezat teşkil ederken körüklenen bu geri kalmışlık her zaman destekçi (ateşli savunucu) bulacak ve gelişmiş ülkeler ile aramızdaki uçurum bizde bir ayaklanmaya neden olacak talebi doğurduğu güne kadar bireyler ıslanmaktan korkup, eskici zihniyete oy vermeye, gizliden mırıldansa da açıktan destek çıkmaya devam edecektir.
    Süreci kısaltmanın yolunun tanrı tezini yıkmaktan geçeceğine, diğer yolların insanın us evriminin emekleyerek geçeceği uzun patikadan dolayı “o hooooooo oh” olduğuna inandığımdan,
    “In quantum we trust” diyerek kısa kesiyorum 🙂
    Ellerine gözlerine sağlık, neffis bir yazı olmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s