Bir Bozkır Öyküsü: Toy – Bölüm 1

Bir zamanlar kaleme aldığım bu yazıyı iki bölüm halinde yayınlıyorum. 

Önsöz

Bu metin kuş gözlemcilerinin son dönemde toylar üzerine yaptıkları araştırma sonuçlarını  ve toylarla yapılan birebir görüşmeleri okuyucuya sunmaktadır. Yazı kapsamında toyun ülkemiz sınırları içerisindeki durumunun yanı sıra bu kuşların sorunlarına da kendi dillerinden yer verilmektedir. Yazar, yazının son bölümünde bir doğa korumacı olmasının getirdiği “mesaj verme” hakkını da kullanmaktadır.

Bölüm I: Nerede Bu Toylar?

Kuşçu! Son yıllarda ülkemizde de popülerlik kazanmakta olan kuş gözlemciliğini icra edenlerin kendi aralarında kullandıkları bir kısaltma. Samimi ve şakacı. Sakın bunu sadece bir hobi olarak görmeyin: kuşçular doğanın korunması için içlerindeki kaygıyı yaptıkları çalışmalarla hayata geçiren bir korumacı grup. Biz de yazımızda onlardan Kuşçu diye bahsedeceğiz.

Her meslek dalında, öğrenim biriminde ya da hobi de olacağı gibi kuşçulukta da evreler vardır. Bu evrelerin ilki, (genelde) sukuşları evresidir. Kuşların en kolay görüldüğü ve zevkle izlendiği yerlerdir sulakalanlar. Bundan dolayı da kuşçuların en iyi bildiği kuşlardır sukuşları. Bundan sonraki kuşçu aşamaları ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişir. Biz Türkiye’deki kuşçuların geçirdiği en hassas evre ise bozkır evresidir.

Bozkır evresi sadece kuşçuların değil tüm doğacıların ve doğa bilimcilerinin yaşamlarında geçerken uğrayabilecekleri bir evredir. İç Anadolu’da çalışma yapan bir botanikçi Tuz Gölü çevresine bir inmeye görsün, çalışmaları, hayalleri, doğaya bakış açısı bir anda değişiverir. Artık zaman bozkır zamanıdır. Biz bozkırcılar bu evreye Hikmet Birand evresi deriz. Anlatamadığımız o bozkır duygularını, o tarifsiz güzellikleri bir gün Hikmet Birand’ın satırlarında hali hazırda anlatılmış olduğunu keşfederiz. Hikmet Birand’ın Alıç Ağacı ile Sohbetleri’ni ya da Anadolu’ya Güzellemeler’ini okuyanlar bir başka bakarlar Anadolu’ya. Biz kuşçular arsında da onu en yakından hissedenler Ankaralı olanlarıdır.

Bu evrenin kuşçular arasındaki yansıması ise bir başkadır. Bozkır kuşçular için çok şeydir Tuz Gölü’ndeki  flamingolar, bozkır göllerinde üreyen martılar, sumrular, sarı otların arasında boy gösteren büyük cılıbıtlar, çorak toygarları ve daha nice bozkır kuşları. Ama bunların arasında bir tanesi vardır ki tüm kuşçuların gözbebeğidir: Toy. Bozkırın boyutu dev, gönlü ince kuşu. Sayıları her gün azalan, Anadolu’nun ücra köşelerine saklanan, ülkemizin en büyük kuşu olsa da görülmesi en zor olanı; toy. Koca ülkemizde sadece 500 bireyin ürediğini söylesem inanır mısınız? İnansanız iyi olur. (Toy kuşları detaylı bilgi için tıklayın Toy kuşlarının güzel fotoları için tıklayın)

Toy (www.ucm.es sitesinden)

(Bu fotoğraf www.ucm.es sitesinden alınmıştır)

Her ne kadar kuşları görme tekniklerini bilseler de, her ne kadar bu işe çok vakit harcasalar da, her ne kadar gerekli araçlara sahip olsalar da kuşçular bile toyları çok zor görürler. Hemen her kuşçunun bir toy görememe macerası vardır. Benimkisi de en ilginç ve uzunlarından. İlk ciddi ve uzun kuş çalışmamı 1998 yılında Konya Havzası’nda gerçekleştirdim. Tam 40 gün 3-4 ekiple birlikte arazideydim. Toyların en yaygın olduğu havzalardan biri olan bu memlekette bir kez bile toy görememiştim. Diğer ekiplerden gelen sevindirici haberler bozkırlara daha da dikkatli bakmamıza yol açsa da olmadı. Gözlerim hep toyu aradı ama bulamadı. Bunu takiben sene 2000’de toyların en iyi korunduğu alanda toycu amcamız İbrahim Aksaz ile birlikte Altıntaş Ovası’nda buluştuk. Toyların en güvende olduğu alanda bile varlıklarını kendime kanıtlamama imkan yoktu. Yine göstermemişlerdi kendilerini. Onlarca çalışma, onlarca gezi izledi bunları. Yok, yok. Toylar yok. Acaba böyle bir kuş var mı? Ve en sonunda Hollandalı bir ekiple (WIWO-DHKD Projesi) birlikte gerçekleştirilen Toy Projesi kapsamında yine Konya Havzası’ndaydık. Ben sadece 3 gün katılacaktım ve bu sefer kesinlikle toyları görecektim. Çalışmanın ilk iki gününde toy göremememiz sinirlerimizi biraz bozmuş ve bu durum benim talihsizliğime bağlanmıştı. Velhasıl, son gün benim gitmeme birkaç saat kala kendimi iki Hollandalıyla çığlık çığlığa bağırırken buldum. Kur yapan bir erkek grubu. Doya doya izledim toyları. Oradaydılar ve gerçekten vardılar. Neden göstermediniz kendiniz bunca zaman? O kadar mı korkuttuk sizi, o kadar mı üzdük sizi?

Hemen her kuşçudan benzer hikayeler duyabilirsiniz. İşte bu tecrübeler ve sorgulamalar bizim kuşçuları aynı soruyu sormaya itti: Neden? Ve sorunun cevabını bulmak için bir araya gelindi. Sorunun cevabı ortadaydı. Önemli olan bu cevabı değiştirmekti. Bu değişiklik için kolları sıvayan kuşçular Türkiye Toy Koruma Projesi’ni geliştirdiler ve hayata geçirdiler. Proje şu an devam etmekte. Doğu Anadolu bölgesindeki toyların durumunu tespit etmek için gerçekleştirilen çalışmalarda sona gelindi. Bu çalışmalar sırasında kuşçular toylarla bol bol vakit geçirme ve onlarla görüşme fırsatı da elde ettiler. Toyların sizlere söyleyecek çok şeyleri var!

Yazının İkinci Bölümü İçin Tıklayın

 

Bahtiyar Kurt

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s